11.9.14

Düdüklü Tencerede Tefal mi Fissler mi

İnternetten baya bir araştırma yaptım. Genelde fissler'den daha memnun insanlar.

Ancak fisslerin sadece son modelleri akıllı saat içeriyor ve fiyatları da daha pahalı.
Ayrıca fissler vitavit edition yada comfort modellerine hiç bir magazada bulamadım. Elimle dokunup gözümle görmek istedim ama bulamadım.

Ayrıca Fisslerin distribütörü ERTEK için şikayetler duydum, en iyisi hiç bulaşmayayım dedim. Birde burda fisslerin basınç oluşturmada sıkıntılı olduğu için baya şikayet yazılmış. Bende yanşsız biriyimdir, beni bulur bozuk tencere diye vazgeçtim.

Ben de sonun da Tefal Clipso+precision aldım. Zamanla artı ve eksilerini yazacağım.
Aslında 2 programlı acticook modelini düşünüyordum ancak tefalin resmi satış sitesinde ve magazalarında bu model kalmamış. Mağaza çalışanları acticook kalkmış, onun yerine Clipso+Precision geldi dediler.

Alışverişimi kliksa.com'dan yaptım. En ucuz orda idi. 289+3.90 kargo, toplam 293 TL ye geldi bana. Siparişi gece 01 gibi verdim ertesi gün öğeleden sonra tencerem evimdeydi. Süper hızlı gönderi ve uygun fiyatla kliksa gönlümü çaldı.
http://www.kliksa.com/urun/tefal-clipso-plus-precision-duduklu-tencere-6-lt/901998065

2.9.14

İletişimi Doğru Yönetmek- Ertan Acar- Radikal

Bugün radikalde okuduğum Ertan Acar'ın iletişimi doğru yönetmek başlıklı yazısından iki bölümü sizlerle paylaşmak istedim.

Bir iletişim faaliyetinin doğru yönetilmesi, hedef kitlelerde amaçlanan davranış ve algı değişikliğinin şekillenmesi iletişim faaliyetinin omurgasını oluşturan dilin doğru kullanımına bağlıdır


Yanlış Kullanılan Deyimler

Bir de dilimize yanlış yerleşmiş deyimler var. Onlara birkaç örnek vermek gerekirse; mesela, “Ana gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz” deyimi. Sözün gerçeğinde “anne” değil, Bağdat yakınlarında bulunan “Ane Uçurumu”ndan bahsetmektedir. “Yar” sözcüğü de küçük uçurum anlamındadır. Ama biz onu, “insanı en çok seven varlık annesidir” şeklindeki bir anlamda kullanıyoruz.

Diğer bir örnek “Ava giden avlanır” deyimidir. Burada anlatılmak istenen ava giden kişin av olabileceği değildir. Atasözünde tembellikten kaçınılması öğütlemekte ve sadece ava giden kişilerin avlanabileceği vurgulanmaktadır. Yani sadece ava gidenler avlanabilir evde oturup yatanlar değil.

Dilimize yerleşen “Göz var nizam var” şeklinde bir deyim vardır. Aslında bu deyimin doğrusu “Göz var izan var” şeklindeki kullanılmalıdır. İzan; anlayış, anlama yeteneği manasındadır. Nizam ise düzen ya da kural anlamındadır.

Yine “Haydan gelen huya gider” deyimi... Genelde çaba harcamadan kazanılan bir şeyin kolay kaybedileceği gibi düşünülür. Ancak gerçeği “Hayy'dan gelen Hu’ya gider” anlamındadır. Doğrusu; “Allah'tan gelen Allah'a gider”dir.

Bir başka yanlış kullanılan deyim ise “Eşşek hoşaftan ne anlar” deyimidir. Doğrusu; “Eşşek hoş laftan ne anlar” olmalıdır.

Yanlış kullanımı en yaygın olan deyimlerden biri de “Aptala malum olurmuş” deyimidir. Doğrusu; “Abdal'a malum olurmuş”. Buradaki abdal, akıl yürütme kabiliyeti olmayan değil, ermiş manasındadır. Yine “Su küçüğün söz büyüğün” deyimi de sık sık yanlış kullanılan deyimlerdendir. Olması geren ''Sus küçüğün söz büyüğün'dür'. Yani yaşı küçük olan, yaşça büyük ve tecrübeli kişinin karşısında ileri geri konuşmamalıdır manasında kullanılmaktadır.
Son olarak anlamı dışında yanlış kullanılan deyimlerden biri de “Zürafanın düşkünü beyaz giyer kış günü” deyimidir. Aslında buradaki zürafa bizim bildiğimiz zürafa değil, zerafetine önem veren kişi anlamındadır.

Marka İsimlerinde Yerelliğin Etkisi

Küresel markaların faaliyet gösterdikleri ülkelerde yürüttükleri iletişim ve reklam faaliyetlerinde o ülkenin yerel dilini kullanmada o ülkedeki yerel markalardan daha fazla hassasiyet göstermelerindeki en önemli neden de budur. Çünkü bu sayede daha kolay benimsenir, kabul görür ve pazar yaratırlar…

İletişim faaliyetini sürdürdüğünüz ülkenin ya da çevrenin diline hakim olamaz oradaki kitle ile kendinizi özdeşleştiremezseniz, ticari faaliyetinizin fiyaskoyla sonuçlanacağını söylemek yanlış olmaz.

Bu sadece hayata geçireceğiniz iletişim faaliyetleri için değil bulunduğunuz çevrede markanızı seçerken de böyle. Nitekim bunlarla ilgili dünyada alınmış pek çok ders var.
  • Bunlara bir göz atmak gerekirse; yıllar önce Fransa'da "Cue" isimli bir diş macunu piyasaya süren Colgate ilk akla gelen örneklerden biri. "Cue" markalı diş macunu hala piyasada mı bilmiyorum ama "Cue", Fransa'da kötü bir ün yapmış pornografi dergisinin ismiydi mesela.
  • Reebok yaşadığı örnek de pek geride kalır değil. Reebook, İngiltere’de 1997'de bayan koşu ayakkabısı Incubus'u piyasaya sürdüğünde bir pazarlama fiyaskosu yaşadı. Çünkü “Incubus” kadınlara uyurken tecavüz eden bir mitoloji kahramanının adıydı.
  • Pazarlama tarihinde en çok bilinen iki örnekten biri Ford'un “Pinto” modelinin Brezilya'da istenilen satış rakamlarına ulaşamamasıdır. Çünkü Brezilya'daki argoda “pinto” sözcüğü "küçük erkek organı" anlamına geliyordu ve bunu raf eden Ford tüm arabalarındaki “Pinto” markasını söktürdü ve "At" anlamına gelen “Corcel” ismini yazdırarak modeli kurtardı.
  • Bu alanda otomotiv dünyasında en çok bilinen ikinci örnek ise Mitsubishi’nin başına gelendir. Mitsubishi 4x4 aracının model adını İspanya'da değiştirmek zorunda kaldı. Çünkü Adını Arjantin’in Patagonya bölgesine özgü pampa kedisinden alan Pajero, İspanyolca’da mastürbasyon anlamına geliyordu ve marka “Pajero” markasını burada “Montero” olarak değiştirdi. Bu nedenle araç, İngiltere’de de her ihtimale karşılık “Shogun” olarak pazarlandı.
  • Almanların sanayi ve ev tipi temizlik makinelerinin markası "Fakir"in Türkiye'deki fakir haneleri hedeflediğini söyleyebilir misiniz?
  • İlk nalbur hipermarketimiz Alman orijinli "Götzen" sizce neden Türkiye'de adını Tekzen olarak değiştirmiş olabilir?

KLAVYE ÜRETIR, FARE TÜKETIR


Okumaktan zevk aldığım hatta neden bu kadar az yazıyor diye şikayet ettiğim bir bloğun sloganı.



Hastalardan Öğrendiklerim, bir doktorun, hastaları ile arasında geçen konuşmaları güzel resimlerle besleyip yazdığı bir blog. Ayrıca her yazıyı bir müzik ile süslüyor dokotorumuz.

Her yazıda hayatın içinden gerçekler diyorsunuz.

Takip etmenizi tavsiye ederim.


24.8.14

Ada-The Island

02 Eylül 2005
2005 - ABD
Bilim KurguAksiyonGerilim
136 Dak.


Alex Kurtzman Caspian Tradwell-Owen

1786 kullanıcının favori filmi

Film Özeti

Lincoln Six Eco (Ewan McGregor) ve Jordan Two-Delta (Scarlett Johansson) görünüşe göre ütopik ama dışa kapalı bir tesiste yaşamaktadırlar.Dikkatle kontrol edilen bu ortamın tüm diğer sakinleri gibi, onlar da 'Ada' ya gönderilmek için seçilmeyi umutluyorlardır; söylentiye göre burası gezegendeki son kirletilmemiş bölgedir.Ama aslında kendilerinin birer klon olduklarını ve ölmeleri yaşamlarından daha değerli olduğunu keşfettiklerinde cüretkar bir kaçış planlarlar.Bilmedikleri bir ortamda, bir zamanlar yuvaları olan kurumun sinsi güçleri tarafından amansızca takip edilen Lincoln ve Jordan, Ada hakkındaki gerçeği ortaya çıkarmak ve geride kalanları kurtarmak için hayatlarını riske atarlar


Yorumlarım:

Gerçekten güzel kurgulanmış bir film. Mutlaka izlenmeli derim. Azınlık raporunu izlediğimde ne hissetti isem aynı duygularla izledim. Tabiki duygularımı tarif edemiyorum.

Çok farklı duygular ama en baskını teknolojiden korku, hırs özellikle para hırsından korku ve tabiki bilim adamlarının etik anlayışından korku

11.8.14

Luxottica Türkiye Müşteri Memnuniyeti

Vogue marka yeni bir gözlük aldım. 1 hafta içinde kulpunda bir çatlama oluştu (yada ben aldığımda öyle idi fark etmedim).
Gözlüğü aldığım optikçiye gittim. Çatlağa şaşırdı ve böyle bir şey olmaması gerekitiğini söyledi. Garanti kapsamında değişim istedim. Aramızda şöyle bir konuşma geçti:
gözlükçü: Bunlar tok markalar. Gözlüğü İzmir'e göndermeliyim. Onlarda ona göre değişimi gerçekleştirir. Ancak bu işlem en az 15 gün sürer.
Ben: 6 numara uzak gözlüğüm var, gözlüksüz dışarı çıkamıyorum ki dedim.
gözlükçü: Ozaman sana yedek bir gözlük yaparız .
Ben: Benim camlarım bile 150tlnin üstünde tutuyor.
Gözlükçü: Uygun bişiler yaparız işte.

Dükkandan çıktım. Ancak bu benim kafama takıldı. Garanti kapsamında bir gözlük tamiri için neden 15 gün bekleyim. Ben bunu süs olsun diye takmıyorum ki, 15 gün idare edeyim.

Vogue distirbütörünü internetten aradım. Mail adreslerini buldum. Durumu anlatan aşağıdaki maili yazdım. Bana hemen ertesi gün dönüş yaptılar optisyenimin bilgilerini istediler. Daha sonra telefondan aradılar. Hemen bir yedek kulp siparişi geçtiklerini optisyennimin beni arayacağını söyledir.

Bu haraketi ile Luxottica Türkiye bu memnuniyet yazısı hak etti. Optikçiye kalsa bana yeni bir gözlük satacaktı :(

güncelleme: ağustos sonu yeni kulplar geldi, optisyenim haber verdi. Gittim hemen değiştirdiler. Yok kullanıcı hatası yok garanti dışı iyen de olmadı. Tekrar teşekkürler..

--------------------
To: "Luxottica Turchia Destek"
Subject: garanti kapsamında tamir ve değişim işlem protokolu


Merhaba,

VO 2767 kodlu bir gözlük aldım yaklaşık 2 ay önce. Ancak gözlüğün kulp kısmında çatlama oldu. optisyenim gözlüğü size göndermesi gerektiğini  ve işlem süresinin 15 gün kadar sürebileceğini söyledi. Ancak gözlük sürekli kullanılması gereken ve tamirden gelene kadar kullanılmayacak bir şey değildir. Özellikle benim gibi  gözlüksüz hiç göremeyen birisi için gözlüğün merkeze gönderilip, bakılması ve tamir edilmesi mümkün olmayan bir süreçtir.

Bu durumda gözlüğün size gönderilmeden resimlerinin gönderilmesi, karar sürecinin resimler aracılığı ile verilmesi mümkün müdür? Alınan karar doğrultusunda değişecek parçanın yada yeni ürünün optisyenime gönderilmesi, arızalı gözlük ile değiştirilmesi ve eskisinin size gönderilmesi şeklinde bir süreç işletilebilir mi?

 Eğer mümkün değilse siz bu durumda müşterilerinize ne öneriyorsunuz?

 ilginiz için teşekkür ederim.

İlgili Yazılar

Related Posts with Thumbnails