Bu Blogda Ara

Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18.11.14

Deney - The Experiment


Yapım:2010 ~ ABD
Tür: Dram, Gerilim, Macera, Psikolojik, Suç
Yönetmen: Paul Scheuring
Oyuncular: Adrien Brody, Maggie Grace, Cam Gigandet, Forest Whitaker, Clifton Collins Jr., Fisher Stevens, Travis Fimmel, Brandon Adamson, Damien Leake, David Banner, Ethan Cohn, Ingrid Coree, Jason Lew, Mario Sciorrotta, Matt Harwell, Mike Smith, Rachel O\'meara, Randal Chaval, Rod Maiorano, Ronald Chvala, Steve Mathews
Senaryo:Paul Scheuring
Senaryo (Kitap):Mario Giordano
Yapımcı:Paul Scheuring, Marc Conrad, Maggie Monteith, Pierre Assouline, Jeanette Buerling, Marty Adelstein, Dawn Parouse, Tracee Stanley, Alyssa Beckerman, Dinesh Sheenoy, Bill Johnson, Scott Nemes
Görüntü Yönetmeni:Amy Vincent
Müzik: Graeme Revell
Dağıtım: Medyavizyon
Süre:1 saat 36 dk
Gösterim Tarihi: 31 Aralık 2010 (Türkiye)

Alman yapımı aynı adlı filmden uyarlanan bu filmde 26 kişi, psikolojik bir deney için gardiyan ve mahkum rolünü oynamaya başlarlar... Deneyin devamında olaylar karmaşık bir boyuta ulaşacak ve kontrolden çıkacaktır.

Yorum
Filmin konusu gerçek bir deneye dayanıyormuş. Tamam deneyin yapılmasını anlarımda sonlandrılmasındaki sıkıntıyı anlayamıyorum.  Ancak şu yorum sonlandrımanın neden geciktiğini anlatıyor, aslına Zimbardo da bir denek :)

"deneyi bitiren de soyle bir olaydir: deney devam ederken zimbardo'nun o zamanlar nisanlisi olan kiz olay yerine gelir ve olanlari gorunce sok olur. kiz kendisi de o siralarda psikoloji'de doktora yapmaktadir. kiz deneyi gorunce "burada ne cehennemler donuyor lanet olasi" diye kizar. zimbardo da "sevgilim gormuyor musun deney yapiyoruz" der. kiz "peki su deneyde su ana kadar neler ogrendin?" diye sorar. zimbardo da "insanlara sinirsiz guc verince ne kadar canilesebileceklerini gordum" der. kiz da "peki deneyi niye sonlandirmiyorsun?" der. zimbardo da "belki daha net sonuclar elde ederim" der. kiz "aslinda burada deneye tabi tutulanin kendin oldugunu gormuyor musun?" der. zimbardo "nasil yani?" deyince kiz da "bu deneyin sahibi sensin, yani deneyin baslayip bitirilmesi senin kontrolunde, yani deney uzerinde senin sinirsiz gucun var, insanlarin aci cektigini goruyorsun ama hala deneyi durdurmuyorsun. demek ki deneydeki deneklerden biri de sensin" der. zimbardo uykusundan uyanmistir artik ve deneyi iptal eder." kaynak: https://eksisozluk.com/entry/16168514 


Bunlarıda okumalısınız:
  1. Bir deney; Stanford Hapishanesi 
  2. Stanford hapishane deneyi 
  3. https://eksisozluk.com/zimbardo-deneyi--342509
  4. http://tr.wikipedia.org/wiki/Milgram_deneyi 

9.10.14

Fil Adam - The Elephant Man

Konu: Victoria dönemi İngilteresinde yaşayan Joseph Merrick (John Hurt), ender görülen bir hastalık yüzünden ileri derecede şekli bozuk bir bedene ve yüze sahiptir. Gezici bir kumpanyada Fil Adam takma adıyla sergilenmekte ve kafes hayvanı muamelesi gördüğü çok zor bir hayat sürdürmektedir. Dr. Frederick Treves (Anthony Hopkins) adında genç bir cerrah onu içine hapsolduğu korkunç hayattan kurtarmaya çalışır. Şimdiye dek görmediği kadar iyi muamele gösterilir. Ancak acı ve korku dolu geçmişi Merrick'i halen rahatsız etmektedir.



İnsanlara korku veren yüzünün altında nazik ve duygusal bir kalbi olan Joseph Merrick'in gerçek yaşam öyküsüdür.


Bu filmin ardından Oscar ödüllerine "en iyi makyaj" ödülü eklenmiş.

Yorum: İzlenmesi gereken bir film.
  • Fil adamı sirkte çalıştıran adamın seslendirmesi gayet güzel olmuş. Hala kulaklarımda. 
  • Doktorun fil adamı gördüğü andaki gözünden dökülen yaşlar, doktor karakterinin ne kadar başarılı oynandığını gösteriyor. Ayrıca doktorluk budur dedirtiyor. Bilgisayar mühendisliği kazandım dediğimde bir hocam şunu demişti: senden çok merhametli bir doktor olurdu.
  • Doktorun kendini sorgulaması ben iyimiyim-kötümüyüm, fil adamı kullnıyormuyum diye sorgulaması her doktorun sık sık tekrar etmesi gereken bir durum ( Şu aralar caba doktorlar gelen hastalara yayın gözüyle mi bakıyor diye düşünüyorum ) Aslında bu soru herkesin sorması gereken bir soru. Bi şey yaptığımda sırf birine iyilik olsun diye mi yapıyorum yoksa benim ondan bir çıkarım mı var?
  • Fil adamın ben mutluyum çünkü seviliyorum dediği sahne önemli. Mutluk ancak sevilmeklemi elde edilir? Sanırım öyle, sevginin olmadığı yerde mutluluk da yoktur.
  •  


24.8.14

Ada-The Island

02 Eylül 2005
2005 - ABD
Bilim KurguAksiyonGerilim
136 Dak.


Alex Kurtzman Caspian Tradwell-Owen

1786 kullanıcının favori filmi

Film Özeti

Lincoln Six Eco (Ewan McGregor) ve Jordan Two-Delta (Scarlett Johansson) görünüşe göre ütopik ama dışa kapalı bir tesiste yaşamaktadırlar.Dikkatle kontrol edilen bu ortamın tüm diğer sakinleri gibi, onlar da 'Ada' ya gönderilmek için seçilmeyi umutluyorlardır; söylentiye göre burası gezegendeki son kirletilmemiş bölgedir.Ama aslında kendilerinin birer klon olduklarını ve ölmeleri yaşamlarından daha değerli olduğunu keşfettiklerinde cüretkar bir kaçış planlarlar.Bilmedikleri bir ortamda, bir zamanlar yuvaları olan kurumun sinsi güçleri tarafından amansızca takip edilen Lincoln ve Jordan, Ada hakkındaki gerçeği ortaya çıkarmak ve geride kalanları kurtarmak için hayatlarını riske atarlar


Yorumlarım:

Gerçekten güzel kurgulanmış bir film. Mutlaka izlenmeli derim. Azınlık raporunu izlediğimde ne hissetti isem aynı duygularla izledim. Tabiki duygularımı tarif edemiyorum.

Çok farklı duygular ama en baskını teknolojiden korku, hırs özellikle para hırsından korku ve tabiki bilim adamlarının etik anlayışından korku

15.3.14

Forrest Gump- 1994

Düşük I.Q. sahibi Forrest Gump Jenny ile tanışır ve aşık olur. Gump aralarında Elvis Presley, Kennedy, Nixon’ın da olduğu tarihsel kişilerle kaza eseri tanışır ve 50’lerden 70’lerin sonuna kadar gelen bir süre zarfında olaylar gelişir. 
Gump tamamen tesadüf olarak Vietnam savaşına ve Amerikan yakın tarihinin önemli olaylarına şahitlik eder ve hatta rol alır. Ancak bilmeden yaptıklarının ne kadar önemli sonuçları olduğundan da haberi yoktur.


En etkilendiğim sahne  oğlunun da kendi gibi olduğunu düşündüğü sahnedir.

25.5.13

Adil Oyun- Fair Game (2010)


Film Özeti

ABD'deki Valeri Plame skandalı çevresinde gelişen olayları anlatan film, Joseph Wilson'ın Irak'ta nükleer silah olmadığını yazması üzerine ABD hükümetinin üzerine oynadığı komplo üzerine kurulu... 

İntikam olarak Wilson'ın eşinin CIA ajanı olduğunun basına sızdırılmasının arkasındaki kişi ise daha sonra ortaya çıkacaktır: ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin sağ kolu olan Scooter Libby...

















yorumlardan katıldıklarım:

elisa22 (Efsane) | 10 Nisan 2012, 22:47
Gerçek hikayeden esinlenip çekilen çarpıcı bir politik film. Senaryonun filme aktarımı çok iyiydi. Film daha çok biyografi türünde olduğu için aksiyon yerine içeriğine daha önem vermişler. Zaten gerçekleri aydınlatması açısından izlenilmesi gereken bir film. Çünkü menfaat üzerine kurulan bazı oyunların yalanlarla örtülmeye çalışılması başarılı bir şekilde işlenmiş.

hakanidea (Jön) | 16 Aralık 2011, 21:57
Dünya siyasetinde basın yolu ile hedef şaşırtmanın ve gündemi değiştirmenin nasıl bir yöntemle uygulandığını, güzel bir mualif anlatımla izleyebileceğiniz bir yapım. Belki sıkıcı gelebilir ama toplum siyasetinde akıl oyunlarını sevenler için ideal.
EmreCo (Dublör) | 04 Ekim 2011, 15:44
...... Film bir takım gerçekleri anlatırken oldukça cesur davranmış, başkan yardımcısı Dick Cheney dahil tüm isimler hiç değiştirilmeden aynen verilmiş. Filmin sonunda gerçek dava görüntülerinin, oyuncuların görüntüleri ile yanyana verilmesi ise etkileyiciliği bir kat daha arttırıyor.

9.4.13

Kill Bill

Kill Bill
Birbirinden farklı olağanüstü yeteneklere sahip bir kadın ölüm çetesi çeşitli büyük suikastlerde aktif rol almışlardır. Bill tarafından yönetilen çeteden ayrılan eski 'kara mamba' lakaplı, 'Gelin' in eski takım arkadaşlarından ve Bill'den intikam almak için haklı sebepleri vardır. Bir arabada hissiz bir halde uyanan Gelin, düğün günü kendisine yapılanları anbean hatırlamaktadır. Şimdi sıra kendisine büyük kötülükler yapan bu ölüm çetesine karşı esaslı bir intikam planı yürütmeye gelmiştir. 
  • Siz, hala hayatta kalacak kadar şanslı olanlar! canlarınızı alıp gidin burdan; ama kaybettiğiniz kol ve bacaklarınızı bırakın. çünkü onlar artık bana ait! (http://tr.wikiquote.org/wiki/Kill_Bill)

LEON: SEVGİNİN GÜCÜ

LEON: SEVGİNİN GÜCÜ

12 yaşındaki Mathilda’nın küçük kardeşi dahil, bütün ailesi Stansfield adlı mafya babası tarafından öldürülür. Sıra ona gelmiştir. Stansfield aileden geriye kalan tek kişiyi, yani Mathilda’yı bulabilmek için şehri didik didik aramaktadır. Gidecek hiçbir yeri olmayan Mathilda, kapı komşusu Leon’a sığınır. Leon; yalnız yaşan, profesyonel bir kiralık katildir. Mathilda’nın aradığı fırsat ayağına gelmiştir. Öldürmek ile ilgili Leon’un bildiği her şeyi öğrenecek ve Stansfield’dan intikamını alacaktır.

1994 yılında Luc Besson tarafından yazılıp yönetilen filmin başrollerini Jean Reno ve Natalie Portman paylaşıyor. 

(http://tr.wikiquote.org/wiki/Leon) 
Mathilda: Bitkini çok seviyorsun, değil mi? 
Léon: En iyi arkadaşımdır. Hep mutludur, soru sormaz. Ve bana benzer, kökleri yok. 
Mathilda: Eğer onu gerçekten seviyorsan, onu bir parka dikmelisin ki kök salsın.


1.11.09

120


Muhakkak izlenmesi gereken bir film. Atalarımızın fedakarlığını biz birşeyleri hazır bulan nesil çok çabuk unutuyoruz. Yaşları 12 ile 16 arası olan (bize göre daha oyun çağında) 120 çocuk ve vatan için yaptıkları... Şuursuz yetiştirdiğimiz çocuklarımız ve sınav maratonu ile 6. sınıftan liseye kadar kendi sınavından başka birşey düşünemez hale getirdiğimiz çocuklarımız...


Onların suçu yok, Biz nasıl yetiştiriyoruz ona bakalım. İşten güçten, eve gelincede televizyondan okumaya, çocuğu ile ilgilenmeye vakit bulamayan baba, işten gelince yemekti, temizlikti, sonra da televizyona dalan çocuğu sadece büyütmek olarak görmek zorunda kalan anne, sadece öğretim yapıp eğitim yapamayan öğretmen, magazinden, yarışmadan kopamayan medya...



1914 yılı Haziran ayı...


O günler, ülkemizin büyük toprak kayıpları ve milyonlarca insanımızın da büyük perişanlıklar yaşamasına neden olan Balkan Harbi’nden henüz kurtulduğumuz günlerdir, yaralarımızı sarıp ülkemizi feraha çıkartmaya çalıştığımız barış günleridir.


İşte o günlerde henüz hayatının baharındaki Münire (Özge Özberk), lise müdürü olan babası Cemal öğretmen (Emin Olcay), kendisinden sadece birkaç yaş küçük olan iki erkek kardeşi Mehmet ve Mustafa’dan oluşan ailesiyle Van’da mesut ve mütevazı bir hayat yaşamaktadır ve nişanlısı Süleyman Teğmen (Cansel Elçin) ile çok yakında evlenecektir.


Fakat bu mutlu günler çok sürmez, Ağustos 1914’te Avrupa’da 1’nci Dünya Harbi’nin başlamasıyla birlikte ülkemizde de seferberlik ilan edilir. Varını yoğunu ordusu emrine veren halk, çocuklarını da askere gönderir, Süleyman Teğmen de cepheye gider.

Kasım 1914’te Rusların taaruzu ile harp ülkemize de sıçrar, Sarıkamış Harbi’nin başlamasıyla birlikte çatışmalar daha da yoğunlaşır. Sınır bölgesinde harp etmekte olan ve Süleyman Teğmen’in de yer aldığı Jandarma Tümeni’nden o günlerde Van’a gelen acil bir telgraf, süratle cephane yetiştirilmediği takdirde harbin ve Van şehrinin tehlikeye gireceğini bildirmektedir.
Ancak o günlerde Van karlar altındadır, hele şehrin dışında kar yüksekliği iki metreyi bulmakta, hayvanlar karlı dağları yürüyememekte, kağnı vs arabalar ise hiç işlememektedir. Yapılacak tek şey, cephaneyi 100 kadar yayanın sırtında nakletmektir. Ancak, şehirde resmî görevliler dışında, ihtiyarlarla kadınlardan başka çokaz sayıda “eli tüfek tutan erkek” kalmıştır; onlar da “TAŞNAK ÇETELERİ”ne karşı şehri ve ailelerini korumak için şehirde kalmak zorundadırlar... Akla gelen her çareye başvurulur, neticede, eğer kabul ederlerse bu yükü öğrenci çocuklarla göndermekten başka yapacak bir şey olmadığına karar verilir.


120 Tane kahraman çocuk yola koyulur. Fakat geriye 40 tane çocuk gelir. Bu kahramanlık destanı karlarla birlikte eriyip gider. Dönenlerinse sadece 22si hayatını sürdürebilir.

2.9.09

Alacakaranlık- Twilight








Filmin Özeti:

Annesiyle birlikte Phoenix’te yaşayan Isabelle “Bella” Swan, annesinin başka bir adamla evlenmesi üzerine babasının yanına Washington’ın Fork kasabasına taşınır. Edward ise, küçük kasabasında yıllardan beri ailesiyle yaşayan bir vampirdir. Uzun süre vampir kimliklerini saklamış olan aile, insan kanı içmeden, insanlara zarar vermeden sakin bir hayat sürmektedirler.

Yeni başladığı okulunda tanıştığı Edward’a aşık olan Bella, bir süre sonra Edward’ın vampir olduğunu öğrenmesine rağmen ondan vazgeçemez. İkili arasında tehlikeli ve tutkulu bir ilişki başlar. Çok geçmeden ortaya çıkan Cullens Ailesi’nin düşmanları Edward’ın zayıf noktasına saldıracaktır, yani Bella’ya..

özetle (Bella'dan): Üç şeyden emindim. Birincisi Edward bir VAMPİRDİ...İkincisi, ne kadar baskın olduğunu bilemesem de onun bu vampir yanı KANIMA susamıştı. Üçüncüsü ise, koşulsuz ve geri dönülemez bir şekilde ona AŞIK olmuştum.

Bence:

İzlenebilir, çok aman aman değil. Çok özel bir senaryo, müzik falan yok. Değişik bir aşk filmi. Ha devamı olacak Yeni Ay çıktığında izlemeyi düşünüyorum.

Oyunculardan dolayı etkileyici olduğunu düşünüyorum. Özellikle Edward (vampir rolundeki başrol erkek oyuncu) kesinlikle çok iyi oynamış, özellikle bakışlar çok etkileyici.

Bazı sahneler güzel:

- Edward'ın Bellayı sırtına alıp dağın zirvesine çıkarışı,

-çam ağacı üzerinden doğayı seyrediş.





Alacakaranlık -STEPHENIE MEYER

1.9.09

Milyoner - Slumdog Millionaire

"Milyoner" 2009'da,4 Altın Küre, 7 Bafta ödülünün ardından En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Özgün Müzik, En İyi Şarkı ve En İyi Ses Miksajı dallarında 8 Oscar birden kazandı.


Filmin özeti:

Jamal Malik Mumbai'nin gecekondu mahallelerinden birinde yaşayan 18 yaşında bir yetimdir. Hindistan'da katıldığı bir bilgi yarışmasında 20 milyon rupe kazanmasına sadece bir adım kalmıştır.

Şovun o gecelik bitmesinin ardından Jamal, eğitimsiz olan birinin bu kadar büyük başarıyı ancak hile yoluyla gösterebileceğinden şüphelenilip tutuklanır. Ama yarışmadaki her sorunun cevabıyla o gece Jamal'ın inanılması zor gerçek hikayesi ortaya çıkacaktır. Fakat sadece bir soru gizemini korur...

Slumdog Millionaire, renkli, masalsı ama aynı zamanda son derece gerçekçi bir film. Gerçek dünya ile renkli masallar arasındaki uçurum bu filmde yok. Sokaklarda adeta pisliğin içinde büyüyen, hayatı boyunca aynı kişiyi seven ve onu hayatının amacını yapan bir gencin, parayı, şöhreti ve diğer imkanları iterek "anlamlı" bir hayat yaşama çabasını anlatıyor.


Bence:
Güzel bir film olmuş. İzlenmesi gerekir. senaryo çok güzel düşünülmüş.

aklımda kalan sahnelerden biri Jamal'in abisi Salim'in para dolu kuvetin içinde ölmesi. herşeyi(Kardeşinin gözünün kör edilmesini engellemişti bu istisna) para, şöhret, rahat bir yaşam için yapmıştı. ama bunun bir mutluluk getirmediğini gördü ve kızın gitmesine izin verdi. tabi bu onun öldürülmesi demekti. uğruna yaşadığı paralar içinde can verdi ona bir faydası olmadı.



Filmdeki Jamal,Salim, Latika'yı canlandıran çocuklar çok harika bence büyüklerinden daha çok yakışmışlar :)


14.6.09

Cennetin Krallığı

kesinlikle izlenmesi gereken bir film. heleki Selahattin Eyyubi ile kahramanın şehri teslim etme zamanındaki konuşması harika. İyi ki Selahattin Eyyubi tarafındayım.


bazı cümleler:
-dünyayı daha iyi yapmayan insan değildir. (demircinin dükkanında yazıyor.)
-

deavı yarın :D

İlgili Yazılar

Related Posts with Thumbnails