Bu Blogda Ara

SİTELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SİTELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16.6.12

Marifetli bir bayan- Tiryaki Hobi

Ya ben bayılıyorum bu üretken bayanlara :)

ben niye yapamıyorum :(

lütfen bakınız ne harika fikirler, ne güzel ürünler var.

http://tiryakihobi.blogspot.co.uk/2011/06/kece-boy-olcer.html

tebrik ederim tiryaki...

15.10.11

Markafoni


Biz Kimiz'den

Türkiye’de markafoni’yle “özel alışveriş” dönemi başlıyor...

Türkiye’nin ilk özel alışveriş sitesi markafoni, bir ilke imza atarak Avrupa ve Kuzey Amerika'da milyonlarca modaseverin yaşadığı özel alışveriş deneyimini Türkiye’ye getiriyor. Sitede giyim, aksesuar, spor malzemeleri, kozmetik, oyuncak, teknoloji ve dekorasyon gibi farklı alanlarda ürünleri bulunan seçkin markalar, %70'e varan indirimli fiyatlar ve özel kampanyalarla üyelere sunuluyor.

Sadece davet ve referans yoluyla siteye üye olabilen özel grubun, seçkin markalara avantajlı fırsatlarla sahip olmasını sağlayan özel satış sistemini kullanan markafoni, her markanın limitli sayıda ürününe yönelik, 2-5 gün süreli özel kampanyalar düzenliyor. Her yeni kampanya için gönderilen "alışverişe davet" ile üyeler özel fırsatlı ürünlerden haberdar ediliyor.

Siteye üye olduğumdan beri baya bi kupon topladım. Benim referansımla üye olan sevgili arkadaşlarım sayesinde her seferinde 10 TL kazandım. Ayrıca Markafoninin arada verdiği kuponlarda var. 3 defa alışveriş yaptım hiç kendim para ödemedim :), sadece kargo paralarını ödedim.

Sizde üye olun ve referansınızla üye olacaka kişi sayısını arttırın.
İşte size referans: http://www.markafoni.com/i/zeliha_cetin/

güncelleme: Yıl 2012, bir hevesti geçti :)

26.1.10

Saadet Dükkanı

Ablamın el işi göz nuru ürünlerini internetten satmaya karar verdik.
satış için Pasaj.com sitesini kullanıyoruz.
dükkanımıza burdan ulaşabilirsiniz>> http://saadetdukkani.pasaj.com/




İlk ürünüzüm ayıcık desenli bebek takımı..

ayrıntılar : http://www.pasaj.com/urun?b=ayicikli-bebek-takimi&u=62165

3.1.10

Hastalardan Öğrendiklerim

Bir doktor, hasta ile konuşabilen, iletişim kurabilen bir doktor. Bir blogu var. Öğrendiklerini yazıyor.

http://benbugunbunuogrendim.blogspot.com/

ve bir yazı Antakya...

bir Antakyalı olarak Hatay'ın anavatana katılışında halk oylamasının nasıl olduğunu doktorun bu yazısından öğreniyorum.

Bugün 1924 Antakya doğumlu bir hasta kalp ilaçlarını yazdırmak için başvurdu.
Reçetesini yazarken 1938'deki Antakya'nın Türkiye'ye katıldığı oylamada orada olup olmadığını sordum.
"Oradaydım, ben de katıldım" dedi
"Yaşınız küçük değil miydi o zaman oy vermek için" dedim

O dönemde Fransızlar vardı ve Suriye'ye katılmamızı istiyorlardı. Bu nedenle halkı Alevi-Sünni diye karıştırıyorlardı. Kavgalar çıktı, halbuki o zamana kadar bizim orda hiç kavga olmazdı. Ermenisi de Müslümanı da Hristiyanı da gül gibi geçinirdi. Sonra Birleşmiş Milletlerden komisyon geldi. Sırayla önce Suriye'ye katılmak isteyenler, sonra Türkiye'yi isteyenler yürüdü..." dedi

Nasıl yani yoldan geçenleri mi saydılar?" dedim
"Hayır, saat tuttular! Vilayetin önünde 10 kişilik komisyon vardı. Herkes müzenin önünden Vilayete doğru kalabalık olarak yürüdü. Yürümeyen kalmadı, hatta köylerden geldiler, onları misafir ettik." dedi
"Ya bir grup yavaş yürürse..." dedim
Gülerek
"Öyle bir şey olmadı, normal monoton yürüdük. Zaten Türkiye'yi isteyenler çok daha fazlaydı, hemen anlaşıldı" dedi.

4.9.09

Okmeydanı Ağız ve Diş Hastalıkları Hastanesi

Geçen bir arkadaş eşime bu hastaneden bahsetmiş. Hemen internetten araştırdık. Hem hastanenin sitesi, hemde gittiğimde hastanenin çalışması yüzümde bir tebessüm oluşturdu. Türkiyede sağlık alanında iyi hizmetler verilmeye başlandığını gösteren bir örnek oldu.

şimdi benim hoşuma giden yanlar:

1- internet sitesinde gayet açıklayıcı bilgiler mevcut, mesala ssk lı olarak memur olarak hastaneye başvururken yanında olması gereken evraklar bilgisi var, hastanede işleyişi anlatan bir yazı var, fiş almanız gerektiğ, randevu kartı düzenlendiği vs vs
2- online randevu imkanı var, ki sadece tc kimlik numaranızı yazıyorsunuz, sistem sizi oatamatik tanıyor ve istediğiniz saate randevuyu alabiliyorsunuz.
3- hastaneye gittiğinizde tckimlik nolu nufus cüzdanınızı veriyorsunuz zaten randevunuzda var, size hemen bir sıra numarası veriyorlar.
4- hekim seçme şansınız var, ben XX doktorunu istiyprum diyorsanız size ondan bir sıra veriyorlar.
5- hiç sıra beklemeden hemen muayene olduk (tabi özel istekle çok yoğun bir doktora düşmedi iseniz)
6- çok öenmli bir noktasıda bu hastene sadece agız ve diş sağlığına bakıyor. yani bir ihtisaslaşma mevcut.

eksi yanları ise:
1- internet sitesinde nasıl gidilir daha net anlatılabilir. zira metrobuüsten inince hemen karşınızda.
2- biraz kalabalıktı (ama bununda istanbulda tek bir hasten olduğunuz düşünürsek yine de boş sayılırdı ki biz hiç beklemedik.)
3- diş çekimi için 1 hafta, dolgu için 2 ay sonraya randevu verdiler, bu biraz sıkıntı. gerçi çekimden sonra dolgu için belkide ağız içinin iyileşmesi lazımdır onu tam bilemiyorum

iyisiyle kötüsüyle yetkililere bu hastene için teşekkür ediyorum, en yakın zamanda sayılarının artmasını temenni ediyorum.

Hastanenin web sayfası: http://www.istanbulagizdis.gov.tr/

nasıl gidilir: Metrobüs SSK hastenesi durağında inilir. Avcılar yönüne giderken solda, mecidiyeköy yönüne giderken sağda kalır. durakta inip köprüden yana geçildiğinde zaten hemen hastanenin girişini görmüş oluyorsunuz. Okmeydanı SSK hastanesinin karşısında.





herkese sağlıklı günler

20.8.09

Çocuğunuza bir web sitesi açmaya hazır mısınız?

"Şimdi çocuğunuza/bebeğinize bir sayfa oluşturabilirsiniz. Çocuğunuza bir sayfa açarak ona hergün birşeyler yazabilir, resimlerini yükleyebilir ve çocuğunuza ailesini tanıtabilirsiniz. Aynı zamanda haftalık olarak çocuğunuzun boy ve kilo miktarlarını düzenli olarak girerek çocuğunuzun gelişimini canlı olarak izleyebilirsiniz. Gelecekte o da bu sayfaya bakarak ailesinin ona yazdıklarını okur ve bir web sayfası olur!"

kulağa hoş geliyor değil mi? daha önce ABD de yaşayan bir arkadaşım googlun bir servisi ile açmışltı böyle bir sayfa bana çok ilginç gelmişti. şimdi ise bir türk sitesi yardımı ile oluşturabiliyorsunuz üstelik tasarım da çok güzel.
eğer açmak istiyosanır biraz acele etmelisiniz. çünkü siteyi çcocuğunuzun adı ile açmak isterseniz isim daha önce alınmış olma ihtimali çok yüksek. mesala ben yusuf ile açmayı düşünüyordum bide baktım yusuf.cocuk.com açılmış :(



19.12.08

Çayınız Kaç Kitapla Olsun

Cağaloğlunun Yeni Kültür Durağı; Sultanahmet'e komşu, kitaba merkez.


Öyle bir mekân hayal edin ki...


  • Orada sadece çevrilen sayfaların ruha huzur veren sesi duyulsun...
  • Güncelin tuzağına düşülmeden ortaya konulmuş; fakat gündemide ıskalamayan eserler bulunsun...
  • Raflardaki kitapların yazarları ile gün gelip bir imza gününde bazen de bir masa etrafında kültür üzerine sohbet edilsin...
  • Evinizi aratmayan huzur ve güven atmosferi ile aileninizin yeni ziyarte mekânı olsun...
  • Çocuklarda bu mekânda unutulmamış olsun. Bir yandan kendileri için yazılmış kitapları okusunlar; diğer yandan sesli ve görüntülü yayınlarla eğitimin eğlenceli yönünü keşfetsinler...
  • Orada, teknolojinin imkânları önünüze serilmiş olsun... İnternetle, bilgi ve kültüre bağlanın...
  • Bulunduğu mekânın tarihî dokusuyla özdeşlenen ve kolay ulaşım imkânı ile bilgi ve kültürün tam merkezi olsun...

Kısacası Kaynak Kültür Merkezi Olsun.

Çayınız Kaç Kitapla Olsun sloganı ile hazırlanmış yukarıdaki cümleleri içeren broşür elime geçtiğinde evet dedim ne kadar güzel bir kavram. Kitapla yaşamayı unutmuş yeni neslimiz için ne kadar güzel düşünülmüş.

Kendi sitesinden kaynak kültür merkezi hakkında :

BİR TATLI HUZUR ALMAYA BUYRUN - GELİN-


İstanbul gibi büyük şehirlerde çocuklarınızla, eşinizle ailece gidip gezip dinleneceğiniz nezih mekânlar zamanla bir ihtiyaç halini alıyor. Şehrin ve iş hayatının stresinden uzak zamanlar, bizi dinlendirip çalışma isteğimizi de artırıyor. Sosyologlar büyük şehirlerin kalabalığının ve iş hayatının stresinin insanların ailece güzel zaman geçireceği mekânlara ihtiyaçlarını hızla artırdığını ve bu alanda ciddi gelişmeler yaşanacağını söylüyorlar. Bu düşünceden hareketle insanımızın kültürel ihtiyaçlarına, millî manevî ve ahlakî bilgi ihtiyacına en güzel şekilde cevap vermeye çalışan Kaynak Kültür Yayınları sizler için ailenizle birlikte gelebileceğiniz bir taraftan kahvenizi meşrubatınızı yudumlarken bir taraftan da kitap okuyabileceğiniz sesli yayın dinleyip filmler seyredebileceğiniz güzel bir mekân hazırladı:

Önce Çocuklar : Kaynak Kültür Yayınlarının ailenize hitap eden bu tesisi çocuklarınıza öncelik tanıyor. Siz kitap okuyup cd, izlerken çocuklarınız oyun mekânlarında hoşça vakit geçirecek yaş gruplarına uygun kitapları tanıma fırsatı bulacak. Çocuklarımızın kitap okuyan bilgili ve görgülü insanlar olarak yetişmeleri için böyle nezih ortamları çocukken solumaları elbete çok önemlidir. Yayın evimiz çocukların seveceği onların zevkine göre dizayn edilen oyun mekânlarında eğitici öğretici film izleyebilecekleri, kukla, Karagöz Hacivat oyunları seyredebilecekleri mekânları yavrularınz için hazırladı. Onlar bu mekânlarda masal dinlerken oyun oynarken, soğuk sandviçlerini yiyip meşrubatlarını içerken sizler de arkadaşlarınızla ve kitaplarla sohbet imkânı bulacak huzur dolu bir gün geçirebileceksiniz.

Kültüre ve Eğitime Destek : Yayınevinin öncelik tanıdığı yarınımızın güvencesi gençler için de her şey düşünüldü.İlköğretimden üniversiteye kadar her yaş grubundan öğrenci burada aradığı kültürel ortamı bulacak. Gençler bir taftan bilgisayar ve internet imkanıyla ödevlerini ve araştırmalarını burada yapabilecek bir taraftan da en son çıkan kitaplarla burada tanışabilecek. Gençler, sigara dumanından, gürültüden uzak bir ortamda kitap okumanın ve aynı zamanda çay , nescafe ve diğer meşrubatlardan yudumlamanın keyfini yaşayacak.Bu güzel mekân öğrencilere hitap ettiği gibi herkese hitap ediyor ;fakat özellikle kitapseverlere, kitapkurtlarına. Bu nezih ortam genç nesilleri aydınlatmakla görevli eğitimcilerimizin kitaplara ulaşması için de bulunmaz bir fırsat.

Yazarlarla Sohbet: Yayınevimiz bu güzel kitap kafe'de sizlerden gelen istekler doğrultusunda yazarlarla sizleri tanıştırmak onlarla sohbet etme imkânını sağlamak, sorularınızın cevaplandığı mülakatlar düzenleyerek kültür hayatımızın önemli öğesi olan şifahi kültüre de katkıda bulunmak istiyor. Bayanlara yönelik aileyla ilgili sorularınızı en yetkili yazarlara bu mekânda sorabilecek merak ettiğiniz sorularınızın cevaplarını bu mekanda bulacaksınız.Çocuk eğitimiyle , ailelerde yaşanan problemlerin çözümüyle ilgili sorularınızın cevaplarını tanınmış yazarlarımızdan duyacak daha huzurlu bir ailenin yol haritasını bu kültür yuvasında edineceksiniz.

İstanbul'da Yeni Bir Mekân: Örneklerini hep Batıdan verdiğimiz bizde olmadığı için üzüldüğümüz bir imkânı yayınevimiz sizlerin istifadesine sunuyor. Artık sizler de ailenizle birlikte bir kültür mekânını gezebilecek kitaplarla ve sesli görüntülü yayınlarla tanışacak bir mekâna sahipsiniz. İstanbul'a gelen yakınlarınıza bu güzel şehrin tarihî mekânlarını gezdirirken İstanbulumuzda böyle seçkin bir kültür ortamı da var deyip bu güzel mekânı da akrabalarınıza, arkadaşlarınıza tanıtmanızı ve burada bir kahve içerken kitapların huzur dünyasında soluklanmanızı tavsiye ediyoruz. İnanın bu mekân arkadaşlarınızın zihninde yer edecek; inanıyoruz ki birkaç yıl içinde İstanbul'dan gelen yakınlarına kültürlü insanlar şu soruyu da soracaktır: Kaynak Kültür Yayınlarının Cağaloğlu'ndaki kitap-kafe'sine uğradın mı?

Yabancı Dillerde Yayınlar: Yabancı dilde eser okumak ve dildeki seviyesini artırmak isteyenler için bu güzel ortam bulunmaz bir fırsat. Sizler güzel ülkemizin millî, tarihî, kültürel ve moral değerlerini paylaşmak istediğiniz yabancı dostlarınıza buradan seçkin eserler bulabilir onlara bu güzel mekânda bir Türk kahvesiyle kendi kültürümüzü tanıtabilirsiniz.

Kitaplara Aracısız Ulaşın: Cağaloğlu'ndaki bu farklı mekânda türlerine ve konularına göre raflarda yerini alan kitaplara kimseye danışmadan kendiniz ulaşacaksınız. Beğendiğiniz aradığınız kitabı raftan alıp birkaç metre ilerinizdeki masanızda yerinizi alıp kendinize bir kahve ısmarlayıp elinizdeki kitabın sayfalarını çevirmeye başlayabilirsiniz.

kroki:

11.10.08

Yedikule Zindanları / Hisarları






bu tarihi mekan, rehber eşliğinde gezdirilmeli ve herbir kulenin kullanım amaçları anlatılmalı. çok daha kapsamlı bir broşür hazırlanmalı. sitede kuleler hakkında birsürü şey yazılımış ama oraya gittiğinizde verilen broşürde hiç bir şey yok. sadece 4 duvarı geziyor ve tahminler yapıyor çıkıyorsunuz. aşağıdaki zindan ve kuleleri hakkında bilgiler var. Gezilip görülmesini şiddetle tavsiye ediyorum. Tabi öncesinde mekan ile ilgili bilgi toplamakta fayda var.

zindanlar için aşağıdaki yoruma katılmamak elde değil...
"Kulelerin dipleri güvercin pisliklerinden temizlense, içerisinin havalanması için iyi bir sistem kurulsa, iç duvarlara zamane hisar resimleri asılsa, fonda hoş bir müzik olsa. Ya da Genç Osman Kulesi'nin loş koridorlarından yukarı tırmanırken kulenin hikayesini, kimlere ev sahipliği yaptığını, kimlere mezar olduğunu anlatan bir ses yayını yapılsa. Koridorlarda bir zamanlar hayvan barınağı olduğunun kalıntıları samanlar temizlense.. Hisarın iç kısmından sahne platformu kaldırılsa, bu alan yeşillendirilse, yine eskisi gibi ağaçlar olsa etrafta ve küçük de bir kahve yapılsa minarenin yanıbaşına, insanlar çaylarını içerken, şehrin gürültüsünü kesen surların içinde huzur bulsa.. Hayal işte.. " http://gezimanya.blogcu.com/yedikule-zindanlari_2899928.html

Yedikule Hisarları/Zindanları


Yedikule Hisarları, İstanbul'un en önemli açık hava müzelerinden birisidir. İmparator I. Theodosius'un (390) emriyle bir zafer takı olarak yapılan ünlü Altın Kapı (Porta Aurea), II. Theodosius (403–450) tarafından valisi Anthemiusa yaptırılan şehir surlarıyla birleştirilmiştir.
Altın Kapı'nın bir bütün olarak mermer kuleler ile birlikte II.Theodosius (413) döneminde yaptırıldığı da iddia edilmektedir.

Altın Kapı, o dönemde seferlerden dönen nice imparatorların törenlerle şehre ihtişamla girdikleri Bizans'ın en önemli giriş kapısıydı.

1453 Mayısında İstanbul'un Fatih Sultan Mehmed (1432–1481) tarafından fethinden 4 yıl sonra ilave edilen üç kule ile surlar birleştirilerek beş köşeli, yıldız şeklinde bir iç kale (garnizon) meydana getirilmiştir. Böylece Bizans ve Osmanlı çağı yapıları bütünleştirilmiştir.

Fetihten sonra Sırbistan seferi için Üsküp'e giden Fatih Sultan Mehmed, şehrin tanzim ve tamiri ile birlikte Yedikule Hisarlarını yapımını İstanbul su başısı “Karıştıran Mustafa” Beye havale etmiştir.

Hisarlar Osmanlı İmparatorluğu döneminde devlet hapishanesi olarak kullanılmasının yanında, Osmanlı'nın ilk hazinesi (hazine-i humayun) ve değerli evraklarına da ev sahipliği yapmıştır. O dönemde Hisardaki garnizonda bir kale muhafızı, altı subay, elli asker ve bunlara ait ev, barınak, depolar… bulunmakta idi. Avludaki küçük mescit 1887 yılına kadar ayakta kalmayı başarmıştır.

Yedikule Hisarları, burada hapsedilen esirlerden dolayı ayrıca Yedikule Zindanları olarak ta bilinmektedir. Nice depremler, savaşlar, yangınlar gören Yedikule Hisarları en son 1958–1970 yılları arasında ülkemizin ilk kadın mimarlarından Yüksek Mimar Cahide Tamer öncülüğünde yapılan detaylı restorasyon çalışmalarından sonra bugünkü halini almıştır.

Yedikule Zindanlarında Önemli Tarihi Yerler:









Büyük Altın Kapı
Bir iddiaya göre Altın Kapı barbar “Klemens Maximi” yenen I.Theodoisius zamanında yaklaşık 390 yılında bir Zafer Takı olarak yapılmıştır. Daha sonra II.Theodosius (413) şehir surlarını Altın Kapı'ya kadar uzattırmış ve Altın Kapı'nın sağ ve sol tarafına eklettiği mermer kuleler (Güney Pylon, Kuzey Pylon) ile birleştirmiştir. Diğer bir iddiaya göre ise Altın Kapı, II.Theodosius'un barbar Johannes Primikerios yenmesi şerefine yanlarındaki iki mermer kuleler ile birlikte (Güney Pylon, Kuzey Pylon) bir bütün olarak 425 -430 yılları arasında inşa edilmiş ve 447'de Küçük Altın Kapı (Propile) yapının dış kısmına ilave edilmiştir.

Marmara adasından getirilen mermerlerle inşa edilen Altın Kapı'nın sağ ve sol tarafındaki kuleler (Güney Pylon, Kuzey Pylon) İmparator II.Theodisius'un becerikli valisi Anthemius tarafından yaptırılan şehir surlarıyla birleştirilmiştir. Altın Kapı, altın süslemelerinden dolayı “Yaldızlı Kapı” olarak da bilinirdi. Bir zamanlar Altın Kapı'nın üzerinde çift başlı Bizans Kartalı kabartması, zafer tanrıçası Nike'nin ve fil koşumlu bir araba heykelin yer aldığı söylenir. Leo I (457), Basiliseus (476), Phocas (602), Ermenistanlı Leo (813), Nicephorus Phocas (963) gibi büyük imparatorlardan bazıları kendilerini taht, şan ve şöhrete götüren yola Altın Kapı'dan törenlerle geçerek girmişlerdi.

I.Theodoisius zamanında yaklaşık 390 yılında bir Zafer Takı olarak yapılmıştır.

Küçük Altın Kapı

Küçük Altın Kapı, şehrin denize açılan en önemli girişlerinden biri olan Altın Kapı'nın ön tarafında sur ve hendek arasına savunma amaçlı olarak 447 tarihinde inşa edilmiştir. Küçük Altın Kapının dışında daha Bizans döneminde kullanımdan kaldırılan bir köprüsü bulunuyordu. O dönemde Küçük Altın Kapı'nın dış cephesinde, mermer kornişlerle çerçevelenmiş panolarda güzel rolyefler, ve mermer heykeller bulunuyordu. Vaktiyle iki yanında kare planlı iki küçük kule bulunduğu bu gün hala göze çarpan kalıntılardan anlaşılmaktadır. 1838 yılında dış kapının üst bölümüne II.Mahmud'un arması ve tuğrasının nakşedildiği mermer bir kitabe konulmuştu. Diğer bütün sanat eserleri gibi bu tuğrada bugün yerinde değildir.

(Güney Pylon) Genç Osman Kulesi

Osmanlı ve Bizans döneminde de zindan olarak kullanılan bu kule Reformcu Osmanlı Padişahı II. Osman'ın (Genç Osman) 1822'de trajik sonuna sahne olan mekândır. Kulenin girişindeki alanda mahkûmların yattığı ranzalar, duvarlara kazıdıkları yazılar ve ünlü “Kanlı Kuyu” görülebilir. Genç Osman ile aynı kaderi paylaşan yeni camii imamının el yazısı bunlardan biridir. Genç Osman'ın katledildiği oda ikinci kattadır. (Kuzey Pylon) Cephanelik Kulesi

Bizans döneminde askeri mühimmatların bulunduğu kuledir. Fetihten sonrada Osmanlı döneminde de aynı şekilde kullanılmıştır.Kulenin içinde kirişlerle tutturulmuş ahşap katlar hala görülebilir. Cephanelik Kulesi, Bizans ve Osmanlı döneminde, diğer kuleler gibi zindan olarak kullanılmıştır.

III.Ahmed Kulesi

Asıl adı Pastroma Kulesi olan ve Bizans döneminde dört köşeli bir nöbet kulesi olan bu kule 18. YY ‘da depremler ile yıkılmıştır. İstanbul'un fethinden sonra Sultan III. Ahmet (1673–1736) tarafından sekiz köşeli olarak yapımına başlanmış ve Sultan III. Osman (1699–1757) döneminde tamamlanmıştır. 1722 senelerinde Mutfak Emini Halil Efendinin 220.048._ kuruşa, Yalı köşkünden Eğri kapıya ve Ahır Kapı'dan Yedikule'ye kadar yaptırdığı tamirat çalışmaları sırasında bu kulenin yaptırıldığına dair bilgi bulunmaktadır. Kulenin sokağa bakan dış yüzeyinde ise mermer bir levha üzerinde “Maşallahı ta'ala”) (hicri 1168) (yüce Allah'ın izniyle)yazmaktadır.

Hazine Kulesi

Fetihten sonra Osmanlı'nın ilk hazinesi ve değerli evraklarının saklandığı bu kule için; Kanuni Sultan Süleyman'ın (1495–1566) Vezir-i Azamı İbrahim Paşa Avusturya elçisine ‘Orası Altın ile dolu' demiştir. Sultan III. Murat'ın (1546–1595) hazineyi saraya nakletmesine kadar Yedikule ‘ Hazine' görevini yapmıştır. Bu kulenin tepesinde resimde görüldüğü gibi görkemli bir bayrak direği bulunan çok zarif bir köşk bulunuyordu. 1748 Büyük İstanbul Yangınında tamamen yanmış I.Abdülhamit zamanında 1775'te yeniden yaptırılmıştır. O dönemde bu köşk “Yanan Kasır” olarak anılıyordu. Kule'nin zemin katında bir zamanlar kullanılan 14 adet abdesthane bulunmaktaydı. Ayrıca kule'nin üst katında küçük bir şömineli oda ve yanında da o döneme ait bir tuvalet bulunmaktadır.

Kitabeler (Zindan) Kulesi

Yedikule Hisarı Devlet hapishanesi olduğu dönemde mahkûmlar tarafından zindan girişine kazılan kitabelerden adını alan bu kule de soylu esirler, krallar, vezirler ve elçiler, 1768 yılına kadar bu kulede yatmaktaydı. Daha sonra padişahtan aldıkları bir izinle kale içinde bulunan evlerde tutsaklıkları devam etmiştir.Giriş kısmındaki listede burada yatanların adları, neden burada bulundukları ve akıbetlerini yazmaktadır.Kulenin ortasında ünlü ‘Yılanlı Kuyu' vardır. Alt kattan çıkarken 40-45inci basamaklar arasında karşılıklı bir şekilde bulunan Bizans dönemine ait mermerden yapılmış, iki adet kuş rölyefleri bulunmaktadır.

Bu kule'nin içindeki ahşap katlar Büyük İstanbul Yangınında yanmıştır.(1748)

Top Kulesi

Bu kulede diğer kuleler gibi değişik dönemlerde zindan olarak kullanılmıştır. Bu kulenin içindeki ahşap katlarda Büyük İstanbul Yangınında yanmıştır.

(Trimphalis Caddesi ) Fatih Yolu

Seferlerden dönen imparatorların şehre törenler ile ihtişam içinde girdiği tarihi caddedir. O dönemde şehrin en büyük caddesi olan ‘Messe'ye' ve dolayısıyla da balkanlardan gelen Roma yoluna bağlanırdı. Fetihten sonra (1453) Fatih yolu olarak ta anılmaktaydı.Yol kenarlarında görülen büyük gülleler Fatih döneminde konulmuştur.

Mescid ve Çeşme

İstanbul'un en eski camilerinden biri olan bu küçük mescit, Fatih Sultan Mehmet tarafından hisarların inşası (1458) sırasında yaptırılmıştır.

O dönemde Ayasofya Vakfı tarafından idare edilen mescit'in bir imamı ve sekiz din görevlisi bulunmaktaydı.Dört köşe bir mekan üzerine, çift meyilli, ahşap çatılı ve tek minareli zarif bir yapısı olan küçük mescit “cami biderun-u kule-i left” olarak anılırdı.

1873'de Rusya harbi sırasında fişek imalathanesi, daha sonrada eşya deposu olarak kullanılmıştır. 1887 yılında harabeye dönüşen mescit Tophane-i Amire idaresi tarafından yıktırılmıştır enkazı az bir paraya semt esnafından Akif Ağa'ya satılmıştır. Zemininden çıkan 13 metre uzunluğundaki çok sağlam meşe döşemeleri Mescit'in boyutları hakkında bilgi vermektedir. Mescit'in yanında bulunan çeşmeden, Halkalı suyunun akmasından dolayı bu çeşmenin Kanun Sultan Süleyman döneminden yapıldığı anlaşılmaktadır.

Tarihi Su Kuyusu

İstanbul'un 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet Han (1432–1481) tarafından fethinden 4 yıl sonra yaptırılan burçlar ile iç kale olan Yedikule Hisarlarının su ihtiyacı çapı 6 metre olan ve içeriden 3 yöne ayrılan bu tarihi kuyudan karşılanırdı. O dönemde üzerindeki çıkrıktan atlar yardımı ile su çekilirdi. Kuyu bu gün hala kullanılmaktadır.

Bayrak Kulesi

Yedikule hisarlarının kara tarafındaki tek giriş kapısının üzerinde bulunan dörtgen kule, Bayrak Kulesidir. Kapının girişindeki sağ ve sol taraftaki kemerli tavana sahip odalar o dönemde kapı muhafızlarının odaları idi. Bu kulede Osmanlı'nın sancağı dalgalanır, Yeniçeri askerleri nöbet tutarlardı. Kapı kemerinin üzerinde bulunan dört köşe kitabe yeri boş bırakılmıştır.Vaktiyle yukarıya makaralar ile kaldırılıp indirilen tek parça halinde bir ön kapı bulunmaktaydı. Bu kapılar hisarlarla birlikte yapılmıştır.

Korkuluk Zinciri

Sultan IV. Murat'ın Revan seferine çıktığı sırada İstanbul'a kaymakam bırakılan Amasyalı Bayram Paşa 1635 tarihinde İstanbul surlarını tamir ettirdiği sırada bu korkuluk zincirini de buraya koydurtmuştur.

Kanlı Kuyu

Bizans ve Osmanlı döneminde idama mahkum olan suçluların kesilen kafaları o dönemde denize ulaşan dipten güney ve batı yönünde iki tüneli olan bu tarihi kuyuya atılıyordu. Kuyunun arkasında bulunan İşkence Tahtasında görülen delikler Balkan harbi ve İstanbul'un işgali sırasında Yedikule'ye yerleşen yabancı askerlerden kalma kurşun delikleridir.

Güneş Saati ve Kartal Figürü

Bizans devrine ait bu güneş saati, duvar üzerine boya ile yapılmıştı. O dönemde kadranının üzerinde Grek harfleriyle solda (Porta), sağda (Amen) yazısının bulunduğu belirtilse bile silinmiştir. Aynı döneme ait Kartal Figürü pylonun üst uç köşesindedir.

Yedikule zindanlarına nasıl giderim

En kolay gidiş yolu banliyo ile yedikule durağında inmek. Başka alternatiflerde var tabi.

Sahil yolu üzerinde; Eminönü istikametinden Bakırköy istikametine doğru giderken surların bittiği noktada Topkapı kavşağından Topkapı istikametine saptıktan 100metre sonra yolun sağında Yedikule Kapısı girişini göreceksiniz.

E-5 karayolu üzerinde Mecidiyeköy - Atatürk Hava Alanı istikametindeki Topkapı çıkışından çıkarak sahil yolu'nu veya Abdi İpekçi Spor Salonu işaretçilerini takip ederek de ulaşabilirsiniz. Yedikule Kapısı girişi yolun sol tarafındadır.

Toplu Taşıma:

Eminönü'nden 80 Eminönü - Yedikule ve 81 Eminönü – Yeşilköy, Taksim'den 80 T Taksim – Yedikule hatlı otobüslerle ulaşım mümkündür.

Ayrıca Sirkeci Garı'ndan banliyö treni ile ve Aksaray'dan taksi dolmuş ile Yedikule Zindanları'na ulaşılabilirsiniz.

Taksim, Eminönü gibi merkezlerden Taksi ile yaklaşık 8-9 YTL taksimetre ücretine tekabül ettiği tahmin edilmektedir.

Ayrıca Kadıköy - Yenikapı, Bostancı - Yenikapı, Kadıköy - Bakırköy, Bostancı - Bakırköy deniz otobüsü seferleriyle de ulaşım sağlayabilirsiniz.

Yenikapı deniz otobüsleri terminalinden Yedikule Zindanları arası taksi ile yaklaşık 5-6 YTL, Bakırköy deniz otobüsleri terminalinden Yedikule Zindanları 4-5 YTL ye tekabül etmektedir.

kaynak : http://www.yedikulezindanlari.com/

10.9.08

1000 fitten Türkiye ( Türkiye from 1000 feet)

Türkiye 'den hoş kareleri 1000 fitten görmek isterseniz bu adresi ziyaret edin.




işte bir kare : 1000 fit yukarıdan tuz gölündeki falamingolar... Ne de güzel görünüyor...

Alp Alperden : Bu kitabı neden yaptım :

Ne yazık! Vakit de yok kurtarmak için geleceği
Düşünsek bile şimdiden – düşünemiyoruz ya
üstelik ne çıkar bundan ve ne katardı yaşamımıza
Hiçbir şey! Çünkü ne varsa içimizde gelecek için
Sanki bir öyküsü bu, hayatı süslemenin”
[Umutsuzlar Parkı / Edip CANSEVER]

Geçmişi Geleceğe Taşımak
Geçmiş ve gelecek söz konusu olduğunda, Edip Cansever’in bu dizeleri gelir hemen aklıma. Geleceği kurtarmak için yeterli vaktin olmadığı düşüncesi, beni alır ‘Umutsuzlar Parkı’na götürür. Fakat böyle güzel bir şiir yazılmışsa, boşa geçmemiştir zaman ve geleceği kurtarmak için hâlâ vakit vardır, diye düşünürüm.

Bu projeye başlamadan önce beni ve bu projeye gönül veren arkadaşlarımı, izlerken içimizi acıtan orman yangınları, tarihi eser kaçakçılığı, depremler, para hırsı uğruna yapılan tüm tarihi yıkımlar düşündürdü. Bütün bunlar “Birşeyler yapmak gerek” düşüncesiyle bizi tetikledi.
Öyle şeyler yapmak istiyorduk ki, sahip olduğumuz bu değerlerin yok olmadan önceki güzelliklerini belgeleyelim, gelecek nesillere sunalım, korunmaları adına ruhlarına kuvvet verelim...

Yüzyıllarca uygarlığa analık yapan bereketli Anadolu topraklarının, özellikle seksenli yıllardan sonra başlayan, giderek artan yağmalama politikalarıyla hoyrat ve bilinçsizce tüketilmesi… Sahil kentlerininin yeşil dokusu yerine çirkin betondan yazlık site ve turistik tesis adı altında yapılan çirkin beton binalar... Restorasyon adı altında bilinçsizce yapılan hatalar ve daha niceleri… Geleceği ve çocuklarımızı “kısa günün kârı” anlayışı tüketti ve tüketmeye devam ediyor. Doğal zenginliklerimizi tüketme ve yağmalama hırsını; ne kesilen ağaçların çığlıkları, ne de yaşam alanları yok edilen canlıların gözyaşları durdurabildi. İşte bizi uyaran ve birşeyler yapmaya iten bir diğer güç, bu YOKOLUŞ’tu!

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’a girdikten sonraki ilk fermanlarından birinde “Yaş kesenin başı kesile” derken, Evliya Çelebi Seyahatname’sinde, “Van’dan yola çıkan bir sincap, ayağı yere değmeden bir meşe ağacından diğerine atlayarak İskenderun Körfezi’ne ulaşır” diye yazmıştı. Oysa Türkiye’de, her yıl tarım alanlarının 500 milyon tonu ve tüm ülke genelinde 1.4 milyar ton verimli üst toprak, erozyonlarla kaybedilmekte. Orman Genel Müdürlüğü’nün 2005 yili verilerine göre; 1937 yılından bu yana meydana gelen 77 bin 785 orman yangını sonucu 1 milyon 564 bin hektarlık orman alanı yanarak yok oldu ve her geçen gün de yok olmaya devam ediyor.

Anadoluyu yaşamak için çıkılan yol
Güneş ve uygarlıkların doğduğu ve insana ait en eski izlerin Paleolitik (Taş) Devri’nde Konya Ovası’nda olduğu bilinen Anadolu; Büyük Kral Hattuşili’den Büyük İskender’e, Alaattin Keykubat’tan Muhteşem Süleyman’a kadar büyük imparatorların iz bıraktığı uygarlıkların coğrafyası. Anadolu mistik ve dini açıdan büyük önem taşıyan bereketli toprakları üstünde, yüzlerce değerli bilim adamı, mimar, sanatçı barındırmış. Tarihsel ve dinsel yolların kesiştiği İpek Yolu’ndan Kral Yolu’na tüm önemli yaşam yollarına adını yazdırmış coğrafya.

Anadolu’nun yüzlerce yıl boyunca tüm renkleri içinde barındırarak bugünkü varolan mozaikler ülkesini adım adım, yudum yudum yaşamak için çıktık yola. Sadece fotoğraflarda veya medyada görmektense, hissederek, gidip yerinde dokunarak... Bunu yaparken de bugüne kadar pek yapılmayanı, zor olanı seçtik. Zaman ve mekan sarmalı içinde varolanı gezi, keşif tutkusuyla Anadolu’nun günümüze kadar gelen son güzelliklerini belgeleme sorumluluğunu fotoğrafa yansıtabilme gayreti içinde olduk.

Bütçemizin elverdiği ve arazinin konumuna göre, Anadolu’nun güzelliklerini havadan ve “Tanrısal” bir bakış açısıyla görüntüledik. Kimi zaman renkli bir balonla sabahın ilk ışıklarında güneşle doğarak..., Kimi zaman yüksek bir zirveden rüzgara kanat veren bir paragliding veya bir microlightla, kimi zamansa bir helikopterle... Kısacası uçulabilen, akla gelen her türlü araçla uçmaya çalıştık. Uçtukça da bazen ateş kanatlı bir flamingonun kanadında bulduk kendimizi, bazen efsanelerin dağı Ağrı’da yakaladık zirveyi. Bazen de bir zamanlar Anadolu’ya korku salan muhteşem volkanın donmuş, ama her an patlamaya hazır kalbinde. Ya da yemyeşil Karadeniz yaylalarının yüreğinde saklı, yalnız manastırlar diyarında. Tek tek yeniden keşfettik Anadolu’yu. Yüreğimizde ve yüzümüzde rüzgarı hissederek, heyecan ve sevgiyle bir kuş misali Türkiye’nin dağlarında, ovalarında, denizlerinde uçarak. Elimizde ve yüreğimizde hep var olan kocaman bir umutla.

Bize inananları gördükçe daha çok sarıldık projemize. Bize elini uzatanlarla kenetlendik. Günler, aylar birbirini kovalarken adım adım ilerledik. Geriye baktığımızda o ana kadar yapmayı başardıklarımızla gurur duyduk.

kaynak: http://www.alpalper.com/kitap.html

8.6.08

Bedava Site Yaptım Kendime

inanmıyor musunuz?
valla bedava. hiç para ödemedim.
hemen kayıt oldum ve hiç programlama kullanmadan sitenin seçeneklerini kullanarak hazırladım. hadi bi ziyaret edin : http://zelihagormez.tr.gg/

bir sürü de güzel ekstra hizmeti var. mesala kendime resim galerisi oluşturdum. burada kendi çektiğim resimlere ulaşabilirsiniz.

http://zelihagormez.tr.gg/Kameramdan-G.oe.rd.ue.klerim/index.htm



not: yorumlarınızı beklerim.

11.9.07

E-Kontör Hemde Taksitle ??

Güvenilir bir ortamda hiçbir üyelik ücreti ödemeden ister kendinize ister yakınınıza dilediğiniz operatöre anında kontör yüklemesi yapabilirsiniz.

Tüm kontörlerde 6 taksite varan taksitlerle kontör satın alımı yapabilirsiniz.

Sitemizden Kontör ve Cep telefonu kredi kartı ile satın alabilmektesiniz.

Sms hizmetini kullanarak kendi numaranız ile bireysel ya da toplu sms gönderebilirsiniz.

GÜVENLİK

İnternet Üzerinden Alışverişlerde Kredi Kartı Güvenliğini Nasıl Sağlıyorsunuz?
Sitemizden işlem yaptığınızda, işlem yaptığınız kredi kartınızın sadece ön tarafındaki 12 haneli numara sistemimizde tutulmaktadır. Geriye kalan bilgiler ( Kredi kartınızın ön tarafındaki son dört rakam, kartınızın son kullanma tarihi ve güvenlik kodu) her işleminizden önce sizden tekrar istenir. Böylece tüm bilgileriniz için maksimum güvenlik sağlanmış bulunmaktadır.
Sayfamız SSL Güvenlik Sistemi ile korunmaktadır. SSL (Secure Socket Layer) Güvenlik sistemi sayesinde bilgileriniz bize gönderilirken şifrelenmekte ve internetteki diğer kullanıcıların erişimi engellenmektedir. SSL Güvenlik sertifikamıza sayfamızdan da erişebilirsiniz.

Kredi Kart Bilgilerim Sisteminizde Kayıtlı Kalacak Mı?
Hayır, sizlerin güvenliği için kredi kartınızın sadece 12 haneli numarası bizde kayıtlı kalacak. Kredi kartınızın son 4 hanesi, son kullanma tarihi ve CVV (Kartınızın arkasındaki son 3 rakam) her işleminizde sizden istenecektir ve sistemlerde kayıtlı kalmayacaktır.

http://e.telekontor.com






İlgili Yazılar

Related Posts with Thumbnails