Bu Blogda Ara

UK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
UK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12.6.12

Car Boot Sale - UK



İngilizler, kullanmadıkları her ne varsa, car boot dedikleri açık pazarda satışa sunuyorlar. Çim ekilmiş kocaman bir tarla, sıra sıra arabalar. Hem satıcılar hem alıcılar.

Genelde Pazar günlleri ve Bank Holiday dedikleri hafta içi tatil olan günlerde açık oluyormuş. Tabiki yağmursuz havalarda. Alıcılar için alana giriş ücreti 50 pence (Bizim gittiğimiz yerde böyleydi)


Herkes arabasının bagajına satacaklarını dolduruyor, satmak üzere geliyor. Tezgahını kuruyor. Kimi masanın üzerinde, kimi bir örtü üzerinde yerde, kimis ise direk çimde sergiliyor. 

Alıcısı varmı derseniz hemde çok. Hem ingilizler hem de yabancılar. Alıcılarda arabalarına atlıyor geliyor. Zira Car boot satış alanları biraz şehir dışında. Ayrıca insanlar sabahın nurunda gidiyor, geç kalırsam güzel şeyler seçilir bana kalmaz düşüncesi ile. Pazar arabası ile gelip dolurup götürüyorlar.

En çok çocuk eşyaları var. Bilirsiniz çocuklar çok çabuk büyüdüğünden kıyafetler çok eskimez. Ayrıca çabuk sıkıldıkları içinde oyuncakları yenilenir.Sanırım pazarın alışveriş trafiğinin çoğunu oluşturmayı hak ediyor bu yüzden.

Başka neler var: kıyafet, takı, kitap, film, müzik cdleri, özel kolleksiyon ürünler (mesala bizim gittiğimiz yerde oyuncak araba satan biri vardı), hediyelik eşyalar, elektronik eşyalar, tablolar, masalar, sandalyeler, çantalar, valizler, bisikletler, çocuk arabaları, saatler vs vs... Liste uzayıp gider. Hayatta kullandığımız herşey satılabilir.

Ailecek gelenler var, mesala çocuk kendi eşyalarını satıyor. Herkes kendi fiyatını kendi belirliyor.

Fiyat demişken burası çok çok ucuz. Kullanılmış, hiç kullanılmamış, daha paketi açılmamış bir sürü şey, 20 pence, 50 pence, 1 pound, 2 pound. Hatta  3-4 pound diyince satıcı alasınız gelmiyor :), pahalı geliyor. Halbuki hiç kullanılmamış ve etiket fiyatı 8 pound mesala.

Mesela ben 20 pence ye Zehra Leyla'a bir etkinlik kitabı aldım. Sayfalar, oyun halıları gibi ince kumaştan. İçindeki nesneler ayrıyetten bir bölmede, her sayfaya ilgili nesneyi bulup koyacak... Sadece 20 pence yaklaşık 60 kuruş :)


11.6.12

İngiltere de Tuzlu Margarin (Salted Butter) ile Künefe

2. tuzlu künefe deneyimimi İngiletere'de gerçekleştirmiş oldum :)

Hatay'lıyım deyince muhakkak künefe bahsi geçiyor, herkes çok güzel diyor. Hatta künefe en sevdiğim tatlı diyenler az değil. Bende ülkelerinden uzaktaki bu gariplere künefe yapayım dedim.

Bana göre güzel olmasada arkadaşlar çok güzel olduğunu söyledi. Hatta tuz yakışıyormuş :)

Peki malzemlerimizi nereden bulduk:


Temel malzeme tel kadayıf, türk markette dondurulmuş varmış. Vakumlanmış olarak da bulunuyormuş. Malum sadece Hataylılar künefe için kullanmıyor, Erzurumlular da Kadayıf dolması için kullandığından bunu bulmak zor olmadı. Gerçi künefe kadayıfına göre biraz ince idi ama yine de iş görüyor.

Tuzsuz Peynir: Mozeralla peyniri ile yapılabileceğini düşünerek,  daha az tuz oranına sahip  peyniri bulmak için market market dolaştım. En son 100g da 0.5g tuz içeren mozeralla peynirini buldum.

Tereyağ-Margarin: evde olan margarini kullandım.

Künefeyi yaptım, tuzlu. Halbuki mozerallayı da suda beklettim 1-2 saat. Aklım ermiyor niye bu kadar tuzlu. Zira peynir okadar tuzlu değil.

Sonra arkadaşın aklına gelmiş: burada margarinler salted (tuzlu) ve unsalted (tuzsuz) olarak satılıyormuş. Oda tatlı yaparken eğer tuzlu margarin varsa şekerini fazla koyuyormuş.

Hıım dedim suçluyu bulduk :D.
Hatta peynir alerjisi olan bir arkadaş için yağlanmış kadayıf ayırmıştım. Daha sonra onu cevizli yaptım. Bu arada bi bakayım bakalım dedim yağlı kadayıfın tadına, hakikaten tuzlu. Cevizli künefe bile tuzlu oldu.

Sonuç itibari ile eğer İngiltere'de künefe yapacaksanız, tereyağı-margarin seçiminde de dikkatli olmalısınız.

9.5.12

Leicester Üniversitesi- UK

Burada da şehir kampüs mantığı var. Yani kapmüs bölegesinden herkes geçebilir.

Leicester üniversitesi de böyle.
Üniversite binalarının kimis yeni ve yüksek katlı, kimisi tarihi binalar, geleneksel mimari ve düşük katlı.

Kütüphanesine girme fırsatım oldu. Resmen çalış, çalış diyor :)) Gördüğünüz resimler bir pazar günü çekildi. Pazar günü bile kalabalık. Zaten kütüphane 24 saat açıkmış.

İşte gözüme çarpan şeyler:
  • Grup çalışma odaları var
    • internetten rezerve ediyor öğrenciler.
    • Çalışma odaları teknik aksama güzel: Bilgisayar var. Büyük boy LCD ekran var. Kablosuz klavye ve fare var. Ses sistemi mevcut.
  • Çalışma salonları var
    • Sadece lisans üstü öğrencilerin girebildiği salonlar var
    • Genelde hafif bir kouşma olabiliyor bu salonlarda
    • Çok sessiz olunması geren salonlar var ve bunların kapısında yazıyor.
  • Kitap dolapları raylı sisteme sahip. Dolapları ray üzerinde haereket ettirerek araya girebiliyorsunuz. Yani sabit araklıklarla dizilmemiş. Yerden kazanç sağlamışlar :)

Mühendislik Binası

Kütüphane binası


Ray üzerinde Kayan Dolaplar
Raylı Sistemle Dolap Yerleşimi




Grup Çalışma Odası

Çalışma Salonları

Grup Çalışma Odası

Çalışma Salonu





8.5.12

De Montfort Üniversitesi DMU -UK

Üniversite şehir kampüs (city campus) yapılanmasına sahip. Kampüs binaları arasında herkes dolaşabildiği gibi bina girişleri de serbest. Kimse bişi sormuyor, hoop kimlik demiyor :D

Ben Gateway House da, 4. kat CCI da çalşıyorum. Cafe de, ilk gün kahve ikram etti sağolsun hocam, hem kahvemizi içtik hem makale konuştuk :D

Cafe

Gateway House
CCI-çalışma grubumuzun bağlı olduğu merkez
Araştırma Öğrencileri için bir oda, benim odam :)


7 masalık odamız :)

Masam :)

29.4.12

Leicester 'da Pazar Yeri - Open Market

Burada pazar hergün açıkmış. Pazar şehir merkezinde. Türkiyedeki gibi mahallerde değil.


işte bazı notlar:
- pazar saat 5' te kapanıyor. Gerçi burda heryer 5'te kapanıyor.
-burda da pazarcılar bağırıyor :) - "any bowl 1 pound", daha küçük kaseler için fiyat 50 pence
-akşama doğru fiyatlar düşebiliyormuş.
- yiyecekler tartılmıyor, kaselere konmuş, hazırlanmış, siz bir kaseyi seçiyorsunuz.
- tüm pazarda 2-3 tane tartı ancak gördüm. Sanırım onlarda kaseleri hazırlarken kullanılıyor. Yoksa müşteri önünde tartma diye birşey görmedim.



- salatalıklar hiç bizim alıştığımız gibi değil. Gerçi burda herşey hormonlu diyor arkadaşlar.



-Dragon fruit-Ejderha Meyvesi benim için en ilginç meyveydi.

ayrıntılı bilgi için: http://tr.wikipedia.org/wiki/Pitaya




Ağacı:

İlgili Yazılar

Related Posts with Thumbnails